Glisemik İndeks’lesek de mi yesek

 

Hangi yiyeceğin glisemik indeksi ne kadardır

Eskiden diyet yapmak “Aç kalmak” ile eş değerdi. Bırakın kibrit kutusu büyüklüğünde beyaz peynir yemeyi, su içse yaradığını düşünen insanlarımız “diyet” adı altında ölüm orucu diyebileceğimiz noktaya gelirdi. Sonuç ise hüsrandı! Kilo vermek bir yana; bozulan psikolojiyle daha da artan kilolar, sağlık sorunları ve tarifsiz kederlerle baş başa kalınırdı.

Şimdilerde diyet; “Yiyerek zayıflamak,” “Az ve sık yemek” tanımlarıyla yan yana kullanılıyor. Kimse aç kalmıyor, bol bol su içiliyor. Sonuçta kilo veriliyor, sağlık ön planda tutuluyor. Ama bu, önüne geleni yemek anlamı da taşımıyor. Bu işin arkasında bir matematik var ve adına Glisemik İndeks deniyor.

Glisemik İndeks (Gİ), karbonhidratların kan şekerini etkileme değerini gösterir. Aldığımız besinlerdeki karbonhidratlar kan şekerini farklı değerlerde yükseltmektedir. Glisemik indeksi düşük besinlerle uzun süre tok kalınabilirken yüksek Gİ’li besinler -kandaki insülin miktarını yükseltmeleri nedeniyle- kan şekerinin hızla düşmesine neden olmakta ve yemek yemiş olmasına rağmen kişinin karnı zil çalmaktadır! Bununla da bitmemekte, kan şekerinin depolanmasıyla oluşan yağlanma kilo artışını beraberinde getirmektedir. Dengeyi sağlamak için pankreasın aşırı çalışıp insülin üretmesi ve kan şekerindeki ani değişiklikler de zaman içinde diyabet ve hipertansiyona yol açmaktadır.

Çağımızın sağlıklı beslenme programları glisemik indeks üzerine kuruluyor! Öncelikle glisemik indeksi düşük gıdalara yönelmeli veya yüksek glisemik indeksi olan gıdaları düşük olanlarla birlikte tüketmeliyiz. Kan şekerini aşırı yükseltmemek için de glisemik indeksi 55 ve altında olan besinleri tercih etmeliyiz. Peki, glisemik indeksi düşük gıdalarla beslenmenin faydaları nelerdir:

  • Daha uzun süre tokluk hissedilir.
  • Ara acıkmalarda yakılan yağlar daha hızlı kilo verilmesini sağlar.
  • Halsizlik, yorgunluk hissedilmez.
  • Kas ve su kaybı olmaz.
  • Metabolizma yavaşlamaz.
  • Karaciğer sağlıklı çalışır.
  • Pankreas daha az çalışır.
  • Yağlar depolanmaz, enerjiye dönüşür.
  • Kan şekerinde ani değişimler olmaz.
  • Kalp hastalıkları ve diyabet gelişmez.
  • Uyku kalitesi yükselir, horlama azalır.
  • Romatizmal sıkıntılar azalır.
  • Bağışıklık sistemi güçlenir, hastalıklar kısa sürede iyileşir.
  • Sonuç olarak; yeşil sebze, tam buğday ekmeği, baklagiller ve meyvece zengin yaşam tarzını benimsememiz ve 55 sayısını uğurlu rakamımız olarak belirlememiz gerekiyor. Aşağıdaki tabloda bazı örnek değerleri görebilirsiniz;

Düşük Gİ (55 veya daha az) : Barbunya, nohut, kuru fasulye, yeşil mercimek, fındık, elma, süt, portakal (çoğu meyve, sebze) makarna, kepekli ekmek.

Orta Gİ (56-69) : Esmer pirinç, şeker kamışı, çavdar ekmeği, ham muz, dondurma, fırında patates.

Yüksek Gİ (70 ve üzeri) : Patates, beyaz ekmek, beyaz pirinç, beyaz şeker, işlenmiş meyve suları, olgun muz, karpuz, krakerler, mısır cipsi ve gevreği.

Beslenmenin cilt üzerindeki etkileri de son derece önemlidir. Sonraki yazılarımda bu konuya da değineceğim. Uzmanların, akne sorunları yaşayan kişilerin Gİ değerlerine özellikle dikkat etmeleri konusunda uyarıları var. Şahsen ben hiçbir dermatoloğun -haricen ya da içeriden ilaçlı tedavi dışında- beslenme konusunda önerisi olduğunu, diyet programı uyguladığını görmesem de okuduğum yabancı kaynaklarda -özellikle de uzun süren ve geçmeyen akne sorunlarında- beslenme konusuna da dikkat edilmesi gerektiği açıkça belirtiliyor.

Sevgiyle, sağlıkla ve doğal kalın.

Yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s