Mucizevi Bitki Aloe Vera

Kısa denebilecek bir süredir tanıdığımız; ancak binlerce yıldır biyomedikal, eczacılık ve kozmetik uygulamalarında kullanılan etli bir bitki türü Aloe Vera’yı yazmam gerektiğine kozmetik marketlerde gördüğüm Aloe Vera içerikli ürünleri incelediğimde karar verdim. Bu özel ve değerli bitki adeta bize sunulan bir nimet.

Aloe Barbadensis Miller (Sarısabır) olarak da bilinen Aloe Vera’nın biyolojik olarak aktif birçok bileşeni bulunmaktadır. Aloe Vera‘nın biyoaktif bileşenleri hem doku rejenerasyonunu hem de büyümeyi destekleyen, bağışıklığı modüle eden antibakteriyel, antienflamatuar ve antioksidan etkilere sahiptir.

Aloe Vera, biyolojik özellikleri ve sağlığa faydaları nedeniyle en eski tıbbi bitkilerden biridir. Aloe Vera ismi Arapça “Parlak acı madde” anlamına gelen “Alloeh” kelimesinden türemiştir. Latince “Vera” ise “Doğru” anlamına gelir. Tarih bize eski Çinli ve Mısırlıların yanıkları tedavi etmek, yaraları tedavi etmek ve ateşi azaltmak için Aloe Vera kullandığını göstermektedir. Aloe Vera bitkisi doğal ürünler kategorisinde en çok incelenen bitkilerden biridir. Aloe Vera, cildin bakımı ve hafif sorunlarında doğal iyileştirici gücüyle tanınmaktadır.

Aloe Vera;  insan sağlığına sayısız yarar sağlamak adına vücudun diğer bileşenleriyle birlikte çalışan -polisakkaritler, vitaminler, enzimler, amino asitler ve mineraller dahil olmak üzere- biyolojik olarak aktif ve doğal olarak bulunan 75 bileşik içerir.

Aloe Vera binlerce yıl önceki keşfinden bu yana doğal bir iyileştirici olarak kabul edilmektedir. Ancak asıl kullanım alanı kozmetik ve ilaç endüstrileri olmuştur.

Aloe Vera bileşenlerinin tıbbi özellikleri olduğu düşünülmektedir. Bitki, sıcak ve kurak iklimde su tutmaya yardımcı olan kalın yaprakları nedeniyle sulu bir tür olarak kabul edilmektedir. Aloe Vera‘dan bahsederken yaprağın her bir tabakası arasındaki ayrımdan bahsetmek gerekir. Yaprağının içinde 3 tabaka bulunmaktadır.

Yapışkan tabaka olarak bilinen içteki şeffaf jelin bitkinin tedavi edici özelliklerinin çoğundan sorumlu olduğu düşünülmektedir. Bu tabakanın yaklaşık %99’u su ve geri kalanı ise glükomannanlar, amino asitler, lipitler, steroller ve vitaminlerden oluşur.

Kuru olarak, Aloe jel yaklaşık %55 polisakkarit, %17 şeker, %16 mineral, %7 protein, %4 lipit ve %1 fenolik bileşik içerir.

Orta tabaka lateksten oluşur. Acı sarı bitki özünde antrakinonlar ve glikozitler bulunur. Bu katmandaki moleküller Aloe’ye laksatif etkileri verir.

Son olarak: 15-20 hücreden oluşan dış kalın tabaka veya kabuk, koruyucu bir işleve sahiptir ve karbonhidratları, proteinleri sentezler. Kabuğun içindeki vasküler demetler ksilem ve floemden oluşur. Ksilem, su ve minerallerin köklerden yapraklara ve floem nişasta ve diğer küçük organik moleküllerin taşınmasına yardımcı olur.

Aloe Vera bitkisinin kimyasal bileşimi türlere, iklime ve büyüme koşullarına bağlı olarak değişir. Aloe Vera yaprağının içinde 75’ten fazla biyoaktif bileşenin olduğu tahmin edilmektedir. Çoklu bileşikler, bitkinin bilinen yararlarını artırmıştır.

Aloe Vera’nın antienflamatuar etkileri, yara iyileştirme özellikleri, radyasyon hasarı onarım yararları; antibakteriyel, antiviral, antifungal, antidiyabetik ve antineoplastik aktiviteleri; hematopoetik uyarım ve antioksidan etkileri açıklanmıştır. Aloe Vera yapraklarının fenolik bileşikleri antrakinonların , güçlü antienflamatuar ve antioksidan etkilere, antibakteriyel aktivitelere sahip etkili bileşenler olduğu kanıtlanmıştır.

Evinde saksı içinde Aloe Vera bitkisi yetiştirenlerden değilim. Bunu yapabilmem için o bitkinin tohumunun nereden geldiği, nasıl elde edildiği, bu şekilde kullanıma uygun mu sorularının cevabını bilmem gerekir ki bu sorulara tatmin edici cevaplar verecek birileri var mıdır bilemiyorum. Doğal diye bitkileri bilinçsizce kullanmanın bazen zararlı sonuçları olabileceğini görüyoruz.  Tercih meselesi olarak konuya baktığımı ve hazır bir ürün kullandığımı belirtmek isterim. Tabii ki seçici davranıyorum.

Piyasada %99 Aloe Vera jel diye satılan birçok ürünün içinde ilave katkılar bulunuyor. Saf Aloe Vera yaprağı jeli oldukça sulu iken, piyasada satılan ambalajlı ürünler katkılar nedeniyle daha kalın, pürüzsüz, berrak ve jölemsi yapıya sahip oluyorlar.

Bu jöle kıvamındaki Aloe Vera jelleri dışında Aloe Vera içeren krem, losyon, nemlendirici vb ürünlerin bitkinin saydığım yararlarını sunmadığını düşünüyorum. Düşünmekle kalmayıp deneyimlerimin de bunu desteklediğini söyleyebilirim. Bir ürünün içerikler bölümünde içinde bulunan içerikler sıralanmaktadır. Bu sıralama genellikle miktarı çok olandan az olana doğrudur. Diyelim ki 10 adet içerik varsa ilk bir iki içerik o ürünün asıl içeriği oluyor. Ben Aloe Vera’lı ürünlerin çok azında Aloe Vera’nın en başta yazıldığını görüyorum.

Aloe Vera’yı ambalajlı bir ürün şeklinde kullanacaksanız organik sertifikalı olanlarını tercih etmenizi öneririm. Doğallıkları nedeniyle daha sade bir içeriğe ve kısa kullanım süresine sahip bu ürünler cildi mükemmel nemlendirme ve yatıştırma özellikleriyle benim de tercihimdir. Jel kıvamının akışkanlığından ne kadar saf olduklarını anlayabilirsiniz.

Aloe Vera jelin sadece güneşten sonra kullanılabileceğine dair genel bir kanı varsa da bu kendisine yapılan bir haksızlıktır! Her zaman kullanabileceğimiz bu değerli ürün sağlıklı yaşamın önemli bir destekçisidir.

Sevgiyle ve doğal kalın.

Reklamlar

Yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s