Deniz Tuzuyla Yapılan Vücut Arındırıcı Tarifi

Doğal mineral zenginliği ile canlı ve pürüzsüz bir cilde sahip olmanızı sağlayacak olan, deniz tuzu ile yapılan bu arındırıcı, banyo keyfinizi renklendirecek! Ayrıca içinde zararlı birçok kimyasal madde bulunan o pahalı kozmetiklere para vermeyeceksiniz. Kozmetiğinizi yapmanın tadını çıkarın:)

Akne çağ atladı

Çoğumuz ergenlik çağında akne sorunu ile uğraşmışızdır. Bu dönemi şiddetli geçirenlerimiz de olmuştur, hafif geçirecek kadar şanslılarımız da. Ancak, ergenlik çağının bitmesi akne derdinin sona erdiği anlamına gelmiyor! Otuzlu yaşlarına gelmiş olmalarına rağmen hâlâ bu sorunla uğraşan insanlar var. Düşünsenize! Önemli bir toplantıya gireceksiniz ve bir sunum yapacaksınız, yüzünüzün ortasında kocaman bir kırmızı illet bitiveriyor!

Glisemik İndeks’lesek de mi yesek

Eskiden diyet yapmak “Aç kalmak” ile eş değerdi. Bırakın kibrit kutusu büyüklüğünde beyaz peynir yemeyi, su içse yaradığını düşünen insanlarımız “diyet” adı altında ölüm orucu diyebileceğimiz noktaya gelirdi. Sonuç ise hüsrandı! Kilo vermek bir yana; bozulan psikolojiyle daha da artan kilolar, sağlık sorunları ve tarifsiz kederlerle baş başa kalınırdı.

Kendi cildinizin uzmanı olun

Sağlıklı ve güzel görünmenin temelinde “bakımlı” bir cilde sahip olmak yatar. Bunu başarmak için çoğumuzun yaptığı şey kozmetiklere yönelmektir. Son yıllarda ise -gelişmiş alet ve ürünlerle bakım yapan- güzellik merkezlerine para döker olduk! Hepsinin kendi içinde amacına ulaştığı söylenebilir. Benim gibi yıllarını cilt sorunlarıyla geçirmiş -ve hafiflese de geçirmeye devam eden- biri de önemli olanınOkumaya devam edin “Kendi cildinizin uzmanı olun”

Mazlum güzelin mucizeleri

Güzeldir. Çünkü zariftir, sevgi doludur. Batmaz dikeni hiç bize. Ne dert kalır ne tasa, kokusunu çekince içimize. Mazlumdur! Çok anlam yüklemişizdir ona. Gelir diye bekleriz özel günlerde. Ya gelmezse! Küseriz sevdiğimize. O varsa sevgi vardır güya. Peki sevgi insanın içinde yoksa! Ne gerek var çiçeği dalından koparmaya, kurumaya bırakmaya!

Neşe’nin kepek sorunu dedik de

Doksanlı yıllarda ülkemizin bir “Neşe”si vardı. Güzel mi güzel, güleç mi güleç yüzlü Neşe kızımız mühim bir sorunla baş etmeye çalışıyordu! Başka sorunumuz yokmuş gibi onun sorunu milli sorunumuz haline gelmişti. Belki de Türk insanının en önemli sorununa parmak basmıştı.

Viyana bizim olsaydı

Viyana! Atalarımızın iki kere kapılarına dayandığı şehir. Resimdeki yer Viyana Schönbrunn Sarayı. Yıllarca Habsburg Hanedanı’na ev sahipliği etmiş. Zamanın en güçlü kadınlarından Maria Theresia bu sarayda sürdürmüş hükümranlığını. Kızını da tanıyoruz: Fransa Kraliçesi Marie Antoinette. Şu meşhur sözü ettiği söylenen: Ekmek bulamıyorlarsa, pasta yesinler!

Organik de olabiliyorken kozmetik…

Türkçe’mize Fransızca’nın hediyesi olan “kozmetik” kelimesi cilt ve saç sağlığı, güzelliği için kullanılan ürünleri ifade eder. Bense kozmetiği güzel görünmekten ziyade “bakımlı ve sağlıklı” görünmek için kullanırım. Çünkü cildimiz bizi dışarıya karşı koruyan organımızdır ve kalbimizin, böbreğimizin sağlıklı kalması için harcadığımız çabayı o da hak etmektedir!